Ne Arıyorsunuz ?

anlamlı d harfi ile başlayan isimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlamlı d harfi ile başlayan isimler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

D Harfi İle Başlayan Kız Bebek İsimleri Ve Anlamları

Sayfamızda D Harfi ile başlayan kız bebek isimleri ve anlamları, d ile başlayan kız isimleri, anlamlı d harfi ile başlayan isimler, kız isimleri,kız bebek isimleri, yeni kız isimleri,en güzel d harfi kız isimleri,dini d harfi kız isimleri,kuranda geçen kız isimleri,yeni doğan kız bebek isimleri ve anlamları ,hazır kız isimleri bu sayfamızda yer alıyor.
https://isimlistesi.blogspot.com
Daime: Sürekli, devamlı, kalıcı, müdavim.
Dalga: Denizin rüzgarlı, havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi. 2. Hareketli su kütlesi. 3. Saçların dalga dalga oluşu.
Dalım: Tutunacak güç, dayanacak yer anlamında. 2. Ağacın dalı.
Dalince: Dal gibi zarif ve ince.
Dalya: Yıldız çiçeği, çan çiçeği.
Damla: Çok küçük miktarda su. 2. Çok az.
Damlam: Damla kadar küçük, Güzel, bereketli olan.
Darçin: Tarçın, güzel kokulu bir baharat.
Darin: Hüküm sürmek.
Daristan: Orman.
Daye: Süt nine, süt anne, dadı. 2. Çocuk yetiştiren.
Dayehatun: Çok emek vermiş, dadı.
Define: Gömülü duran değerli şeyler.
Defne: Yaprakları güzel kokulu, kış ve yaz yeşil kalan bir ağaç.
Değer: Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan ölçü, kıymet. 2. Yüksek ve yararlı nitelik. 3. Üstün nitelikli kimse.
Değerli: Değeri yüksek olan, kıymetli.
Dehan: Ağız.
Delfin: Bir tür yunus balığı.
Delistan: İçinde çok çeşitli çiçek bulunan bahçe.
Demar: Damar. 2. Hırs. 3. Duygu, sinir. 4. Soy, yaradılış.
Demet: Bağlanarak oluşturulmuş deste. 2. Bitki ya da çiçek destesi.
Demgüzar: Ömür süren, zaman geçiren.
Demhoş: Nefesi güzel kokan.
Demi: Kadife.
Deran: Çaresiz, biçare.
Derem: Para, akçe.
Derim: Çadır.
Derince: Merdiven.
Deryanur: Bilgisiyle ışık saçan.
Deste: Bağlam, demet. 2. Çok.
Destecan: Herkese içtenlikle bağlanan.
Destegül: Bağlanmış gül demeti.
Destegür: Çok gür.
Destegüz: Sonbahar hayranı.
Destenaz: Hayranlık uyandıracak kadar zarif bir nazı olan.
Destenur: Işık demeti.
Destgir: Nazik, kibar, yardıma hazır.
Destgür: Yardım sever, iyiliksever.
Destmal: MendiL.
Deşeni: Zulme uğramış, zalimlerin elinde kalmış.
Devinsu: Suyun ritmik hareketleri, akarsu.
Devrin: Bir kişi veya olayın gündemde olduğu tarih dönemi.
Dewran: Devir, çark. 2. Zaman.
Diba: Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş.
Dibace: Başlangıç, önsöz. 2. Bir kitabın süslenmiş-olan ilk sayfaları.
Dicle: Ulu ırmak. 2. Doğu Anadolu’dan doğup, Basra Körfezi’ne akan ırmak.
Diclehatun: Ulu kadın.
Didar: Güzel yüz. 2. Görme. 3. Cennet’te Tanrı’nın manevi görünüşü.
Dide: Göz, gözbebeği.
Didem: Gözüm gibi baktığım, sevdiğim, gözüm, sevgilim.
Dila: Gönlümü çalan.
Dilagah. Gönülden anlar, sezgili.
Dilan: Gönüllerce olan, yürekler dolusu. 2. Dans, şarkı.
Dilara: Gönlü okşayan, alan, çelen.
Dilasa: Gönül avutan.
Dilasude: Gönlü rahat, huzurlu.
Dilaşup: Gönül çalan.
Dilay: Gönüllere ışık saçan, aydınlatan.
Dilbahar: Konuşmasının güzelliğiyle insanın gönlünü ferahlatan.
Dilbant: Gönül çalan.
Dilbaz: Gönül eğlendiren, neşeli, civelek. 2. Güzel söz söyleyen, konuşkan. 3. Konuşmasıyla kandıran.
Dilber: Gönlü yakan, güzel. 2. Alımlı, güzel kadın.
Dilbeste: Gönlünü bağlamış, aşık olmuş.
Dilbu: Gönül kokusu.
Dilcan: İçi dışı bir olan.
Dilce: Gönlü dilinde olan.
Dilcu: Gönlü çeken.
Dildade: Gönlünü kaptırmış, gönül vermiş.
Dildan: Sevmek.
Dildar: Gönül almış, sevilen.
Dildaş: Aynı konulan paylaşanlar.
Dileda: Konuşmaya nazlanan.
Dilefruz: Gönül aydınlatan, ferahlatan.
Dilege: Hatiplik yeteneği olan kişi.
Dilek: İstenen, arzulanan, beklenen, talep, rica.
Dilela: Gözü gönlü bir olan.
Dilem: Gönüllere deva olan şey.
Dilem: İkilem, iki seçenekli durum, iki tane.
Dilemma:İkilem.
Diler: İsteyen, dilekte bulunan.
Dilfer: Diliyle herkesin gönlünü ferahlatan.
Dilferah: Gördü geniş, sevinçli.
Dilfigar: Aşk acısıyla gönlü yaralı olan.
Dilfiruz: Gönlü rahatlatan.
Dilge: Güzel konuşan kişi.
Dilgüdaz: Gönle eziyet veren.
Dilgüzar: Herkesin derdine derman bulan.
Dilhan: İçten ve yürekten konuşan.
Dilhayat: Yüreğinin sesini dinleyen.
Dilhıraş: Yürek parçalayıcı.
Dilhun: Yüreği kan ağlayan, gönlü yaralı.
Dilhuş: İçi rahat, gönlü hoş.
Diligüzar: Durmaksızın becerikliliğini öven.
Dilinaz: Konuşmaya nazlanan.
Dilinigar: Resmeden.
Dilinisa: Çok konuşan kadınlar.
Dilinur: Konuşmasıyla , gönüllere ferahlık veren.
Dilisu: Temiz konuşan.
Dilişan: Hatipliğiyle şan şöhret sahibi olmuş.
Dilişen: Şen şakrak konuşmalar yapan.
Dilküşa: İç açıcı, gönül açıcı, yüreği ferahlandıran.
Dilnaz; Nazlı ve işveli bir eda ile konuşan.
Dilnigir: Gönülde resim edilen sevgili.
Dilnişin:Göıiülde yerleşen, oturan.
Dilnur: Konuşmasıyla gönülleri ferahlatan.
Dilnüvaz: Gönül okşayıcı
Dilriş: Gönlü yaralı.
Dilruba/Dilrüba: Gönül kapan, gönül alan
Dilsafa: Gönlü şen şakrak olan.
Dilser: Hatiplik yeteneğini sergileyen.
Dilseren: Hatiplik yeteneğini gözler önüne seren.
Dilsever: Konuşmayı seven.
Dilsitan: Kendine bağlayan, hayran eden.
Dilsoy: Hatiplik yeteneği gelişmiş bir soydan gelen.
Dilsu: Gönlü su gibi berrak olan.
Dilsuz: Gönül yakan.
Dilp: Neşeli, mutlu, memnun.
Dilşah: Günüllerin şahı, sultan. 2. Otoriter.
Dilşan: Hatiplik yeteneğiyle şan şöhret sahibi olmuş.
Dilşat: Gönlü rahat, sevinçli.
Dilşen: Sevinçle dolu gönül taşıyan.
Dilşikar: Çok acıklı, yürek parçalayıcı.
Dilşikar: Gönül avcısı, gönül avlayan.
Dilten: Vücut diliyle konuşan.
Dilyar: Konuşkan sevgili.
Dilşikeste: Gönlü kırık.
Dimağ: Akıl, beyin.
Dinçay: Ayın en parlak, en net görülebilen hali. 2. Aydınlık ilerici kişi.
Diniz: Dingin, sakin.
Dirahşan: Parlak, parıldayan.
Dirik: Diri, canlı. 2. Acar.
Dirim: Yaşam, hayat 2. Yaşama gücü.
Dirisu: Temiz: faydalı, doru su gibi olan.
Didik: Yaşayış, hayat, varlık, sağlık, geçim. 2. Huzur.
Dirok: Tarih, hikaye, öykü.
Diyari: Armağan, hediye.
Doğannur: Işık saçan.
Doğay: Ayın yeni doğuş hali.
Döndü: Henüz evlenmemiş kız.
Döne: İadei ziyaret
Dönem: Belirli bir tarihsel niteliği olan zaman birimi.
Dönüş: Dönmek işi veya biçimi.
Dudu: Kadınlara verilen bir ünvan, hanım. 2. Yaşlı ermeni kadın.
Duducan: Hanımefendiliğinde samimi olan.
Dudugül: Güzelliği ve saygınlığı taşıyabilen.
Duduhan: Sözü geçen kadın.
Duhan: Duman. 2. Tütün.
Duhter: Kız, kerime.
Durean: Ömrün uzun olsun, canlı kal.
Dursune: “Yeter” ismi gibi son çocuk olması arzusuyla verilen isimlerden biridir.
Durugül: Gül gibi temiz güzel.
Durugün: Berrak gün.
Durugür: Sağı solu belli olmayan.
Durugüz: Sessiz geçen sonbahar.
Durukadını Sessiz ve temiz kadın.
Durunaz: Naz yapmak istemeyen.
Durunur: Sakinliğiyle gönüllere ışık saçan.
Durusel: Temiz akan su, akarsu.
Durusev: Sessiz, temiz ve sevilen kadın.
Duruseven: Kendisi gibi olanı seven.
Durusu: Arı, temiz, berrak sular gibi olan.
Duruşan: Şöhretine rağmen sessiz, sakin bir hayat süren.
Durutan: Tan vaktinin sessizliğini yaşayan.
Duruten: Çok temiz, pürüzsüz bir cilde sahip olan.
Duruyar: Sessiz, sakin sevgili.
Duşize: El değmemiş kız, bakire.
Duyal: Hassas, hisli, çabuk duygulanan.
Duygucan: Yüreği çok duygulu olan.
Duygucuk: Sevimli, kendi halinde olan, sevecen ..
Duygudaş: Duyguları başkasıyla aynı olan,
Duygun: Duygulu, hassas, hisli kişi.
Duygugül: Duygulu ve gül gibi güzel.
Duygugün: Doğduğunda duygulu anlar yaşatan ve de gül gibi bir güzelliğe sahip olan.
Duygugür: Duygularını coşkuyla ifade eden.
Duygugüz: Duygularında sonbahar hüznünü yaşayan.
Duygun: Duygulu, duyarlı, hassas.
Duygunaz: Duygularını ifade etmekte nazlanan.
Duygunisa: Duygulu, hassas kadın.
Duygunur: Duygularıyla herkesi aydınlatan.
Duygusal: çevresine duygu saçan. 2. Çok duygusal.
Duygusan: Duygusallığıyla tanınan.
Duygusay: Herkese karşı saygılı olan.
Duygusel: Coşkun duygulara sahip olan.
Duyguser: Duygularını rahatlıkla herkese ifade edebilen.
Duygusev: Duygulu olanı sev.
Duyguseven: Kendi gibi duygulu olanı seven.
Duygusoy: Çok duygulu bir soydan gelen.
Duygusu: Temiz duygulara sahip olan.
Duygusun: Duygularını yansıtan.
Duyguşan: Duygularının saflığıyla tanınan.
Duyguşen: Şen şakrak hisleri olan.
Duygutan: Tan vakti gibi hüzünlü duygulara sahip olan.
Duyguyar: Duygulu sevgili.
Duysal: Duygulan iyi yorumlayabilen.
Duysun: İşitilsin, bilinsin, şöhretli olsun.
Duyu: Hissetme, algılama.
Duyuş: İşitme, hissetme, bilinme.
Düman: Sis.
Dürdane: İnci tanesi. 2. Çok değerli,
Dürefşan: İnci gibi sözleri olan.
Düriye: İnci gibi ışıldayan, parlak.
Dürnev: İnci. 2. İnci tanesi.
Dürre: İnci tanesi.
Düş: Hayal, rüya, güzel rüya. 2. Gerçekleşmesi istenen şey, umut.
Düşsel: Hayal gibi olan.
Düşüm: Hayalimdeki, düşlediğim.
Devamını Oku »

D Harfi İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri Ve Anlamları

Sayfamızda D Harfi ile başlayan erkek bebek isimleri ve anlamları, d ile başlayan erkek isimleri, anlamlı d harfi ile başlayan isimler, erkek isimleri,erkek bebek isimleri, yeni erkek isimleri,en güzel d harfi erkek isimleri,dini d harfi erkek isimleri,kuranda geçen erkek isimleri,yeni doğan erkek bebek isimleri ve anlamları ,hazır bebek isimleri bu sayfamızda yer alıyor.
 https://isimlistesi.blogspot.com/2018/12/d-harfi-ile-baslayan-erkek-isimleri.html

Dadaloğlu: 19. yy. da yaşamış. Anadolu halk Ozanı.
Dadaş: Erkek kardeş. 2. Delikanlı. yiğit kimse. 3. Doğu illerinde seslenme sözü olarak kullanılır. Dağaşan: Zor işlerin üstesinden gelen.
Dağdelen: Dağları delecek denli azimli olan.
Dağhan: Oğuz tanrılarından biri. 2. Dağlar hükümdarı.
Dağtek: Tek dağ.
Dağtekin: Issız, bozkır dağ.
Dahi: Olağanüstü zeki ve yetenekli.
Daim: Sürekli, Sonsuz.
Dalan: Bir şeyin biçimi. 2. Zariflik. 3. Lobi.
Dalay: Deniz.
Dalca: Dal gibi ince, uzun, narin.
Daldal: Kahraman, cesur kişi.
Dalkılıç: Kılıcı elinde olan, hazır bekleyen.
Dalokay: Çok beğenilen, sevilen.
Dalyan: Deniz, göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri. 2. Cüsseli ve sağlıklı kişi.
Damar: Canlıların kan akışını sağlayan sistem. 2. Madenin bol bulunduğu kanal. 3. İnsandaki inatçı karakter.
Danış: Bilgisi nedeniyle sürekli fikir sorulan kişi.
Danışman: Belli konularda bilgisine başvurulan kişi.
Danışment: Başvurulan kimse.
Daniş: Bilgi, bilim.
Danyal: Kutsal kitapta adı geçen İsrail peygamberi.
Daraş: Kartal.
Darcan: Sabırsız, aceleci.
Davas: İlaç, umar.
Davaz: Katık.
Daver: Doğru, adil yönetici.
Davran: Harekete geç, atak yap.
Davut: Sevgili. 2. Sesi güzel.
Dayanç: Dayanma gücü.
Dayanışma: Yardımlaşma, destekleme.
Dayar: Hazır, tamamlanmış olan.
Dayende: Bağışlayan
Dayı: Birini kollayıp gözeten kimse. 2. Annenin erkek kardeşi. 3. Külhanbeyi.
Dede: Ata, annenin ya da babanın babası. 2. Ata. 3. Bazı dervişlere verilen ad.
Değmer: Seçkin, nitelikli, kabul gören.
Deha: İnsan zekasının ulaştığı en yüksek nokta.
Dehal: Aziz, dost, canayakın.
Dehri: Çok bilgili kimse.
Delal: Hoş sevimli naz, işve.
Delal: Sevgide üstün tutulan.
Delali: Azizlik, aziz; naz.
Delice: Davranışları aşırı, deli gibi olan. 2. Buğdaygillerden, genellikle buğday tarlalarında yetişen,
tohumu zehirli yabani bir bitki.
Delikan: Coşkulu, yerinde duramayan. 2. Çocukluk çağından ergin1iğe eren kimse.
Demir: Birkaç işlemden geçirildikten sonra elde edilen sert ve sağlam bir tür maden.
Demirağ: Demiryolları.
Demiralp: Demir gibi güçlü, yiğit.
Demiray: Demir gibi sağlam ve ay gibi parıldayan.
Demirbağ: İlişkilerinde demir gibi sert olan.
Demirbaş: Her zaman için var olan. 2. Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne
teslim edilen eşya.
Demirbilek: Bileği güçlü olan.
Demircan: Demir gibi, sağlam ve içten olan.
Demirdelen: Demiri delebilecek kuvveti olan.
Demiröz: Özünde demir gibi sağlam olan.
Demirpençe: Elleri demir gibi sert olan.
Demirsoy: Soyu güçlü olan kişi.
Demirsu: Demir gibi sağlam, su gibi berrak.
Demirşah: Demir gibi sağlam hükümdar.
Demirtaş: Demir gibi sağlam, taş gibi sert.
Demirtekin: Sağlam ve uğurlu.
Demirtürk: Demir gibi sağlam Türk.
Demiryürek: Yüreği demir gibi sağlam olan.
Demren: Okların ucunda bulunan metal parça.
Deng: Ses, seda, haykırma.
Dengiz: Deniz
Denizalp: Cesur denizci.
Demirdöven: Demirci, demiri işleyen.
Demirel: Demirden eli olan, güçlü kuvvetli.
Demirer: Demir gibi sağlam, yiğitliği ile bilinen.
Demirezen: Demiri ezebilecek kadar gücü olan.
Demirhan: Güçlü, sağlam hükümdar.
Demirkan: Özü, aslı demir gibi olan.
Demirkaya: Demir gibi sağlam, kaya gibi sert.
Demirkıran: Demiri kırabilecek kadar güçlü olan.
Demirkol: Demir gibi güçlü kollan olan.
Demirkök: Kökleri sağlam olan.
Demirok: Ok gibi hızlı ve demir gibi güçlü ve sağlam.
Demirol: Demir gibi sağlam ol.
Denizel: Eli deniz gibi bolluk getiren kişi.
Denizer: Denizci, deniz yiğidi.
Denizhan: Denizler hükümdarı.
Denizmen: Denizi seven adam.
Denk: Uygun. 2. Değer, biçim, ölçüt olarak eşit.
Denkel: Eşitlik, uygunluk, eşit insanlar.
Denker: Ölçülü, Uyumlu kişi.
Denktaş: Eşitliği, adaleti seven. 2. Yaşıt, akran.
Denli: Terbiyeli ve saygılı.
Denlisoy: Terbiyeli ve saygılı bir soydan gelen.
Denlitürk: Terbiyeli ve saygılı Türk.
Deren: Derleyen, toplayan.
Derinkök: Kökü çok eskilere dayanan.
Derinsoy: Soyu, geçmişi çok eskilere dayanan.
Derlen: Düzenli ol, hazırlan.
Derviş: Alçak gönüllü ve her şeye karşı hoş görülü kimselere verilen ad. 2. Bir tarikate girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse. 3. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.
Deryavan: Denizci.
Devin: Hareket, dönüşüm. 2. Emek harcama, çaba gösterme.
Deviner: Emek harcayan yiğit.
Devlet: Toprak bütünlüğüne bağlı kalarak siyasi açıdan teşkilatlanmış tüzel varlık. 2. Mutluluk; talih.
Devrimer: Devrimin askeri, devrimci.
Dilgir: Kızgın, öfkeli.
Dilkeş: Çekici, cazip.
Dilkoçer: Sevimli, neşeli şakacı.
Dilmen:Dil ustası, birçok dil bilen.
Dilsozi: Samimi, içten,sadık.
Dinç: Güçlü ve sağlıklı.
Dinçalp: Cesur ve sağlıklı.
Dinçel: Eli güçlü ve sağlıklı, sağlam kişi.
Dinçer: Güçlü, sağlıklı yiğit, erkek.
Dinçerk: İktidarda olan güç. 2. Sağlam kişi.
Dinçgil: Sağlam, sağlıklı aileden gelen.
Dinçkal: Her zaman için sağlıklı ol anlamında.
Dinçkaya: Sağlıklı ve kaya gibi.
Dikbaş: İnatçı, bildiğinden dönmeyen, büyüklerinin sözünü dinlemeyen, boyun eğmez. 2. Kurumlu.
Diken: Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu gibi bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri.
Diker: Başı dik duran erkek.
Dikmen: Doruk, zirve.
Diksoy: Baş eğmeyen gelenekten gelen.
Diktaş: Kırılmayan, taş gibi olan.
Dilaver: Yiğit, cesur kimse.
Dilbirin: Gönül çekmek, sevdalı.
Dildayı: Seven erkek.
Dinçkol: Sağlıklı ve güçlü koL.
Dinçkök: Kökü sağlam olan.
Dinçmen: Sağlam, güçlü, sağlıklı.
Dinçol: Sağlam, güçlü, sağlıklı ol.
Dinçöz: Özü sağlam.
Dinçsan: Sağlıklığıyla, anılan.
Dinçsay: Saygın ve sağlıklı kişi. .
Dinçsoy: Soyu sağlam.
Dinçtaş: Sağlıklı, taş gibi.
Dinçtürk: Türk gibi sağlıklı.
Dindar: Dini vecibelerini yerine getiren kimse.
Direnç: Dayanma karşı koyma gücü.
Diribaş: Kurnaz.
Dirican: Sağlık ve güçlü.
Dirisoy: Soyu canlı olan.
Doğan: Yırtıcı bir kuş. 2. Oluşma, dünyaya gelme.
Doğanalp: Doğan gibi yırtıcı ve yiğit.
Doğanay: Ay’ın ilk doğuş zamanı.
Doğanbey: Doğan gibi yırtıcı, bey gibi zengin.
Doğancan: Doğan kuşu gibi karakteri olan.
Doğaner: Doğan gibi yiğit kişi.
Doğanhan: Doğan gibi yırtıcı bir hükümdar.
Doğansoy: Soyu doğan gibi yırtıcı olan.
Doğruer: Yalanı olmayan.
Doğru: Doğru ol.
Doğu: Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu. 2. Bulunan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.
Doğudan: Doğu tarafından.
Doğuhan: Doğunun hükümdarı.
Doğukan: Doğu halkından olan.
Doğuş: Doğma, dünyaya gelme. 2. Güneş ya da ay’ın doğuşu.
Doğuştan: Güneşin doğuş anı.
Dolay: çevre. 2. Hudut. 3. Dağ yamacı.
Donat: Hazırla, süsle, yerine getir.
Doru: Gövdesi kızıl ayakları ve yelesi siyah olan at.
Dorukhan: En büyük hükümdar.
Dorukan: En yüksekteki hükümdar.
Dost: Güvenilir, sevilen, yakın arkadaş, gönüldaş. 2. İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan. 3. Bir
şeye düşkün olan aşırı ilgi gösteren kimse.
Dölen: Dertsiz huzurlu insan.
Dönmez: Verdiği sözden, tuttuğu yoldan, inancından dönmeyen.
Dönmezer: Sözünde duran yiğit
Dönmezer: Sözünde duran yiğit.
Duman: Yanma sonucunda oluşan sis, gaz.
Dumlu: Tek namlu ve fişekli tüfek.
Dumrul: Dede korkut hikayelerinde bir kahraman.
Dundan: Nesil, soy.
Dura: Bırakın kalsın, yapılmasın.
Durak: Taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer. 2.Cümle sonundaki nokta. 3. Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içinde durma yerleri.
Dural: Değişmeden kalan, sakin. 2. Sakin olması teminni edilen
Duran: Varlığını sürdüren. 2. Yerinde , kalan.
Duraner: Bekleyen.
Durgun: Kımıldanış ve canlılık göstermeyen, dingin, sakin. 2. Neşesiz, keyifsiz, sessiz, canlı olmayan. 3. Sönük,hareketsiz.
Durhan: İktidarda kalan, hükmü süren.
Durkaya: Eski kaya, yaşlı kaya.
Durmuş: Kalan, yaşayan.
Dursun: Kalsın. 2. Yaşasın varolsun.
Dursuncan: En içten, en yürekten dost.
Durucan: İçten, sevecen, temiz kişi.
Duruhan: Kendi gücünden emin olan.
Duruk: Hareketi olmayan belirli bir süre değişmeyen. 2. Berraklaşmış, arınmış, saf.
Durukan: Temiz saf kan.
Durul: Berraklaşma, saflaşma, arınma.
Duruöz: Özünde içten, sevecen ve temiz insan olan.
Durusoy: Berrak, temiz soydan gelen.
Duruşah: Kendi gücünden emin olan.
Duruşan: Şanına ve şöhretine rağmen mütevaziliğini sürdüren.
Durutan: Tan vaktinin derin sessizliği.
Durutürk: Temiz Türk.
Dülge: Deste.
Düzel: Düzgün, doğru olması temenni edilen.
Düzenç: Düzenlilik, sistemlilik.
Düzey: Bir nesnenin veya kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.
Düzgün: Doğru, pürüzsüz, muntazam, 2. Eksiksiz ve yerli yerinde, kusursuz.
Dülger: Yapıların kaba ağaç işlerini yapan usta.
Dündar: Arkayı gözeten, artçı asker. 2. Erkete.
Düşün: Duyularla değil, zihni olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.
Düşünsel: Düşünceyle ilgili, düşünce sonucu ortaya çıkan, düşünceye dayanan.
Devamını Oku »